Печать

İsmail Miziyev. "KARAÇAY-MALKAR HALKININ TARİHİ"

II. Bölüm

ETNOGENEZ [ETNİK OLUŞUM] NEDİR?

Etnogenez Nedir?

[s.14] Etnogenez, Yunanca asıllı bir sözcük olup iki bölümden oluşmaktadır; "Etnos" [halk] ve "Genezis" [gelişme] anlamına gelmektedir. "Etnogenez" terimi ise genelde "Halkın doğuşu" olarak bilinir. Her halkın etnogenezi zor ve uzun süreçlerde, yüzyıllar hatta binyıllar süresince, tarihi ve kültürel olarak zaman dilimleri içinde oluşuyor. Bunun için bir halkın ortaya çıkış sürecini, bir bilim dalının ele alınarak açıklanması olanaksızdır. Bu zor tarihi sürecin incelenmesi bitişik bilim dallarının verilerine, eski ve orta asırda yazılan belgelerin incelenmesine [yazılı kaynakların], arkeoloji, etnografya, folklor, antropoloji, maddi ve manevi kültürlerine, komşu milletlerinden araştırılan etnos ve onun ataları hakkında alınan bilgilere dayanılarak gerçekleşmektedir. Bu bilgilerin birbiriyle uyum sağlaması halinde ise doğru yön bulunduğu söylene-bilir. Tabii ki etnogenezin incelenmesinde en önemli faktör milletin konuştuğu dildir.

Dil Aileleri ve Dil Grupları Kavramı

Dünyadaki halkların dillerini Hint-Avrupa, Sami-Hami, Ural-Altay v.s. şeklinde dil ailelerine bölünmesi uygun görülmüştür. Bu dil ailelerinde gramer düzeni, morfolojik, fonetik, [s.15] sözlük formuna ve diğer parametrelere göre ayırıyorlar. Örneğin, İber-Kafkas dil ailesini; Kartvel gurubu, Abhaz-Adige gurubu, Nakh-Dağıstan gurubu vs. olarak ayırmışlardır. Türk dili ise Ural-Altay dil ailesine girmekte ve Kıpçak, Oğuz vs. gruplara ayrılmaktadır. Hint-Avrupa dilleri de Alman, Slav vs. ayrılmaktadır.

Bazen bir halkın doğuşunu, bu halkın adına benzeyen kabilelerle bağlantı kurarak açıklamaya çalışmak yanlış sonuçları ortaya çıkarmaktadır. Böylece çok sık görülen bir yanılma meydana gelmektedir. Bazı kavimlerin konuştuğu dil Kıpçak Türkçesi grubuna girdiği için bu kavimler Kıpçak Türklerinin torunları olarak adlandırılıyorlar. Fakat burada çok önemli bir şey unutuluyor. Türk dil gruplarının birçoğu Kıpçak dil grubunda sembolik olarak birleştirilmişlerdir. Bu gruba giren Türk boylarının tümünün aynı etnogeneze dahil oldukları söylenemez.

Etnogenezin Araştırma Kaynakları

Daha önce belirtildiği gibi, bir halkın doğuşu incelenirken, o halkın dili önemli faktör teşkil ediyor. "Halkın dili, halkın tarihidir" diye boşuna söylenmemiştir. Çok eskiden doğmuş olan dil, onu taşıyan halk ile zor gelişme yolu izlemiştir. Bu gelişme yolunda komşu dillerle karışmış, onları etkilemiş ve kendisi de bundan etkilenmiştir. Tarihte dil kaymalarının olduğu, bir dilin başka bir dilin etkisiyle asimilasyona uğradığı bilinmektedir. Ama buna rağmen bir çok dil kendisini koruyabilmiştir. İşte bu dilin saklanmış spesifik özellikleri etnogenezin temel kaynağı olarak sayılmasına neden olmuştur.

Etnogenezin ikinci temel kaynağını, eski yazılardan alınan bilgiler oluşturmaktadır. Bu yazıların yardımıyla, eski kabile ve halkların oturduğu bölgeler, bu bölgelere ait sınırların değişme süreci, başka bölgelere göçleri ve bunun sebepleri, başka halklarla karışmaları ve onlarla yaşamalarıyla ilgili bilgiler vs. Ama bir kabile ya da halkın, bir asırdan başka bir asra geçiş döneminde bu kaynaklar doğrultusunda aynı adla geçiş yapması çok nadirdir. Farklı tarih dönemlerinde yazılmış vakayinamelerde aynı kabilenin farklı bölümleri aynı adla geçmektedir. Bu bölümler bu dönemlerde daha önemli role sahip olmaya başlıyorlar ve bu sebepten dolayıdır ki eski vakayinamelerde yer almaktadırlar.

[s.16] Böyle bir sorunun araştırılmasında eski kabilelerden kalan anıtların, yani arkeolojik kaynakların rolü çok büyüktür. Bu anıtların arasında barınakların kalıntıları, tarım ve ev aletleri, silahlar ve diğer kabileler tarafından kullanılan aletler de olabilir. Asırlar geçtiği halde bu aletlerin bir çoğunu halkların hala kullanıldıkları sıkça görülebilir. Etnogenezin araştırma sürecinde aletlerin spesifik özelliklerine göre bu süreç içindeki yerleri tespit edilebilir.

Bir çok arkeolojik belirtinin toplamı, cenaze törenleri, önde gelen arkeolojik belirleme, yaşam sürecinde kullanılan aletler, adetlere göre yapılmış barınaklar, kıyafetlerin hazırlanışı, çeşitli süsler vs. belirli bir zaman dilimi içerisinde, belirli bir dönemde yaygın olan arkeolojik kültürün belirtileridir. Arkeolojik kültürünü, eski kabilelerin ve halkların etnografyası [halkı tanımlama] olarak sayılması öngörülmüştür. Böylece, arkeolojik eserlerin ve eski dönemin arkeolojik spesifiğinin yansıması bugünkü halkların etnografyasında bulunmaktadır. Halkların kökenlerini araştırılmasında değeri biçilmez bir kaynak oluyor. Bir çok etnografya verileri, yemeğin hazırlanması ve kullanma tarzı, kıyafetlerin ve ayakkabıların biçilmesi, konutların geleneksel biçimleri, mitolojik ve dini örf adetler, etnik özelliklerin belirlenmesinde dil ve arkeoloji kadar büyük önem taşımaktadır.

Bir halkın etnografyası, o halkın geleneksel kültürünün, asırlarca yan yana yaşayan halkların ortak yaşayış ve birbirine karışan kültürlerinin göstergesidir. Etnogenezin araştırılmasında folklor da çok önemli bir yere sahiptir. Folklor da bu halkın yaşantısını ve hayat tarzını yansıtmaktadır. Folklorun birçok konusu asırlar boyunca üst üste, tabakalar oluşturarak çeşitli tarihi olaylar ve olgularla zenginleşiyor ve sıkça değişmeye uğruyor. Fakat halkın masalları ve efsanelerinde tarihi gerçekler bulunabilir ve oluşan tabakalardan arındırılabilir. [s.17] [Bu sayfada Orta Asya'dan Kafkasya'ya kavimler göçünü gösteren bir harita var].

Karaçay Malkarlıların Etnik Oluşumu Hakkında Yapılan Çalışmalar

[s.18] Karaçay Malkarlıların etnik kökeni, Kafkasya tarihinin araştırmalarında karşılaşılan en zor problemlerden birisidir. Türk dili ailesinden bir halkın, orta Kafkasya'nın en yüksek bölgesinde yer alması, Kafkas ve İrani [Oset] dillerinin olduğu bir ortamda yaşaması, geçmişin ve günümüzün birçok bilim adamının, bu halkın tarihi ve kültürünün nasıl oluştuğu konusu dikkatini çekmiştir. Problemin zorluğu ise farklı ve birbirini dışlayan varsayımlar doğmasına neden oluyordu. Bu durumun oluşmasının sebebi ise bu problemin sebeplerinin bir araya toplanıp üzerinde yeterince araştırılma yapılmamasındandır. Varolan sebepler; yazılı kaynaklar, arkeoloji, antropoloji, etnografya, topo-hidronim [yer, dağ, boğaz, nehir, göl vs. gibi isimler], folklor ve bunlara yakın olan bilim dallarıdır.

1959 yılında SSCB Bilim adamları toplantısında Karaçay Malkarlıların etnik kökenleri hakkındaki problemler aydınlatılmaya çalışılmıştır. Ama bu toplantıda bile konuya, ilgili bütün veriler göz önüne alınarak bakılmamıştır. Birçok varsayım, yüzeysel ve tesadüf sonucu elde edilen olgulardan oluşmaktadır. Bunların içinde en uygun olanı kökeni Kıpçaklardan geldiği teorisidir. İşin aslı ise, Kıpçakların Güney Rusya bozkırlarında XII. yüzyıldan beri yaşadıkları bilinmektedir. Kuzey Kafkasya'da ise, özellikle de Kuzey Kafkasya'nın orta kısımlarında, Kıpçaklardan kalmış ne yazılı belgelerde, ne de arkeolojik eserler rastlanmıştır. Kıpçakların, antropolojik özellikleri de Karaçay Malkarlılara uyum sağlamamaktadır. Kıpçak ve Karaçay Malkar dilleri arasında da vardır. Kıpçakların dili Türk dilinin yumuşak şivelerindendir. Karaçay Malkarlıların dili ise sert şivelerindendir. Bu toplantıda ağırlık verilen başka varsayım, Karaçay Malkarlıların etnik kökeninin Bulgarlardan geldiği idi.

Bu toplantıda birçok eksiklikler olmasına rağmen, sonuçta Karaçay Malkarlıların başlangıçta kadim yani otokhton Kafkasya halkı olduğu ve sonradan Kafkasya yerlileri, İrani ve Türk kabilelerinin karışımından oluştuğu sonucuna varılmıştır.

Контакты

...

Наши друзья

assia big

kuliev

mechiev

elbrusoid

otarov

balkteatr big

 

temukuev