Печать

İsmail Miziyev. "KARAÇAY-MALKAR HALKININ TARİHİ"

 

III. Bölüm

MALKARLILARIN GEÇMİŞTEKİ ADLARI VE YAŞADIĞI BÖLGELER

Türk Kabilelerinin Geleneksel Kültürünün Oluşumu

[s.19] Etnografya biliminin en önemli bölümünü, geleneksel halk kültürünün kaynaklarını retrospektif [geriye dönüş] metodu ile yapılan analizi teşkil etmektedir. Geçmişe, bugünkü kültürün özgül çizgileri ile bakma gerçekten de önemli tarihi bilgileri elde etme olanağı verir.

Bu metodu kullanarak Türk halkının geleneksel kültür kaynaklarını belirlemek amacıyla aşağıdaki maddi ve manevi kültür özelliklerini gösterebiliriz;
Ölüyü [cesedi] kurganlarda, ağaç kesmelerde ve kütüklerde saklama,
Ölen kimse ile birlikte bir atı kurban kesme, ölünün gömüldüğü yere at eti, kımız ve ayran gibi yiyecek ve içeceklerin de konulması adeti,

Keçe çadırlarda yaşama, keçe ürünlerinden kıyafet ve ev hayatında kullanılan malzemeler vs. Göçebe hayatın sürdürülmesi, küçük baş hayvanlar, atlar vs yetiştirilmesi...

Bu özgün özelliklerin kronolojik ve coğrafik kaynaklarını araştırmaya başlarken, şu olguyu göz önünde tutmamız gerekmektedir. Türk halkının eski memleketi olarak sayılan Altay'da bu özelliklerin varlığına ne arkeolojik ne de başka belirtiler delillere rastlanmıştır.

[s.20] Bütün bu olguların toplamı doğrultusunda, biz şu sonuca ulaşıyoruz; Türk boylarının eski yurtlarını ve onların kültürünü başka bölgelerde aramamız gerekiyor. Bu bölge ise Volga ve Ural nehirlerinin arasıdır. Bu bölgede M.Ö. IV-III. Binlerde, "Kurgan" ve "Yam" [kuyu] arkeolojik kültürü doğuyor. Bu kültürde Türk boylarının daha önce belirtilen özelliklerinin birleştiği gözleniyor. Hiçbir Hint-Avrupa halkının karakteristik özelliği, yukarıda belirttiğimiz özgün özelliklere, ne geçmişte ne de günümüzde uymamaktadır.

Bununla birlikte bu olgu, Türk halklarının, aynı zamanda Karaçay Malkar halkının tarihi ve kültür miraslarının araştırılmasında prensip olarak önem taşımaktadır.

Proto-Türk Boylarının Yaşadıkları Bölgeler ve Birbirleriyle Olan İlişkileri

M.Ö. III.yüzyılda, Volga ve Ural nehirleri arasında oluşan kurgan ve yam kültürünün zamanla komşu bölgelere de yayıldığını görüyoruz. Kuzeye doğru yayıldıkça Fino-Ugor kavimleri olan Mariler, Mordvinler vs ile ilişkiye girmişlerdir. Batıya doğru yayılmış; Dneper, Dnester ve Tuna nehirlerinin ve bunların kollarının çevresinde yaşayan eski Slav kavimleriyle karışmıştır. Kurgan kültürünün yerleşimi ve yayılması doğu ve güneydoğudaki bölgelerde de görülmüştür. Bu kültür ve bu kültür taşıyıcıları, Orta Asya'nın içine doğru Kazakistan, Altay dağları ve Türkmenistan'ın güneyinde de görülmektedir. Bu bölgelerde yam kültürüne çok yakın olan ve etnogenetik olarak homojen olan afanasyevo arkeolojik kültürü doğuyor. Bu isim Minusinsk çukurluğunun yanındaki Afanasyevo dağının adından gelmektedir. Eski Kurgan kültürü sahiplerinin Avrupid görünümü, doğuya doğru ilerledikçe Mongoloid tipe kaymıştır. Fakat, M.Ö. VIII. yüzyılda, Altay dağlarında karışmamış Avrupaid tipli insanlara da rastlanabilmiştir.

[s.21] [Bu sayfada, Kurgan kültürü sahiplerinin [Kimmer ve İskitlerin] Ural ve Volga nehirleri arasındaki bölgeden Kafkasya üzerinden Doğu Anadolu bölgesine göçlerini gösteren bir harita var]

[s.22] Asırlar akıp gittikçe, Asya ortasındaki Kurgancıların Avrupaid görünüşleri de Mongoloid tipine kaymıştır. Aral bozkırlarının ve Güney Türkmenistan'ın üzerinden geçerek eski Türkler [Kurgancılar], komşu bölgelere İran ve Afganistan'a nüfuz etmişlerdir. Bunlar İran dilli kabileler ve halklar ile karışmışlar, etnik-kültür ilişkilerine girmişlerdir.

Yerleşme süreci içerisinde Kurgancılar sadece kültür ilişkileriyle sınırlı kalmayıp, eski Hint, İran, Fin-Ugor, eski Slav ve Kafkasya dilleriyle de dil ilişkilerine girmişlerdir. Bu durum, yukarıda belirtilen dillerde birçok Türkçe kökenli sözcüklerin olması ve öte yandan Türk dilinde de bu dillere ait sözcüklerin bulunması olgusuyla açıklanabilir.

Bütün varolan arkeoloji, etnografya, etno-toponimi bilimlerinin verileri ve diğer olgular Altay dağlarının bir kısım Türk kabileleri için ülke olduğunu açıklıyor. Zaman içerisinde Türk kabileleri bu bölgeden geriye [batıya] doğru askeri ve barış hareketlerini başlatmışlardır. Bu hareketler eskiden yaşadıkları Ural dağları ve güney Rusya bozkırlarıdır.

Proto Türkler ve Kafkasya-Maykop Kültürü

Kurgancılar [eski Türkler], Kafkasya bölgesi tarafında da geniş bir alana yerleşmişlerdir. Burada eski Kafkasya kabileleriyle karşılaşmışlar ve onlarla etnik, kültür ve dil ilişkilerine girmişlerdir. Kafkasya kabilelerinin daha önceki dönemlerde mezarlarının üzerlerine kurgan yapma adetleri yoktu. Kafkasya ve Anadolu'daki kurganları, bugünkü Türk boylarının ataları olan Kurgancılar yapmışlardır.

Türklerin çok eski çağlarda Kuzey Kafkasya'da yaşadıklarının arkeolojik kanıtı, M.Ö. IV. bin'de yapılmış "Nalçik mezarlığı"dır. Bu mezarlık "Zatişye" [sessizlik] bölgesindedir. Burada şu anda Nalçik kurulmuştur. Bu mezarlıkta tespit edilen bulgular Kafkasya kabilelerinin ve Kurgancıların birbirleriyle yakın ilişkilerde olduklarını ortaya koymuştur. Kurgancılardan kalma eski arkeolojik kalıntılar, Çeçen-İnguş ülkesindeki Mekenski köyü yakınında, Kabardey'de Akbaş ve Kişbek köyleri yakınında, Malkar ülkesinin Bıllım köyü yakınında, [s.23] Krasnodar ve Karaçay-Çerkes bölgelerinde [Kelermeski, Novolabinski, Zubovskiy köyleri ve Aşağı Cögetey şehrinin yanında] oldukça fazladır. Kuzey Kafkasya'da Kurgancıların arkeolojik komplekslerin sayısı 35'ten fazladır.

Tarihi, arkeolojik ve etno-kültür veriler, beş bin yıl önce, proto Türklerin Kuzey Kafkasya'da yaşadıklarını göstermektedir. M.Ö. III. bin ortalarında Kuzey Kafkasya'da "Maykop" arkeolojik kültürü oluşmuştur. Bu "Maykop" adı, Maykop şehri yakınındaki kurganın adından gelmektedir. Maykop arkeolojik kültürünün, "kurgan kültürü" olduğunu özellikle belirtmemiz gerekir. Ama kurgan eskiden beri Kafkasya'ya has değildir. Kurgan kültürünün kökeni bozkırların etno-kültür belirtileridir. Maykop kültürü başlangıç dönemlerinde bozkırdaki şeklini ve defin töreni özelliklerini korumaktadır. Yassı ağaç ile kaplanmış toprak çukurlarda, ağaç kavuğundan organik maddelerden veya saf sarı maden döşek yapılarak defnediliyordu. Bu dönemdeki kurganlarda daha taş malzeme kullanılmıyordu. Ancak daha sonra, M.Ö. III. bin sonlarında, Maykop kültüründe, yerli defnetme törenlerinin özellikleri görülebiliyor. Bu özellikler; Kurganın temeline taşlar yerleştirilmesi, mezar içine taşlardan döşek yapılması, toprak kurganın içinde küçük taş kurganların yapılması v.s olarak gösterilebilir. Ama kurgan şekli ve yapılan tören değişikliğe uğramamıştır. Kurgancıların tesiri o kadar büyüktür ki, taş sandığı ve taşlardan yapılan yapıtlar defnetme törenleri olarak toprak kurganının altında kalıyordu. Bunu açıkça Novoslobodnenski köyünün yanındaki kurganda görebiliriz.

Kendine özgü etno-kültür özellikleri olan kurgan kültürü M.Ö. IV. bin sonlarında Anadolu'ya da nüfuz etmeye başlamıştır. Daha önce bilinmeyen ve yeni oluşan bu kültüre ait eserler Suriye'nin kuzeybatısında yer alan Amun ırmağı vadilerinde, [s.24] Hatay şehrinde ve Amanos dağı eteklerinde, Türkiye ve Suriyede bulunan Norsun ve Koruk tepelerinde ve diğer bölgelerde bulunmuştur. Buraya bu kültürü taşıyan halk, kendi adetleri ile büyük baş hayvancılık ve at yetiştirme gibi özellikleriyle nüfuz etmişlerdir.

Proto Türklerin Kafkasya Ötesi ve Ön Asya Hareketleri

M.Ö. III. bin'in son üçte birinde, Kurgancılar, kuzeyden Güney Kafkasya'ya, Derbent geçidinden Dağıstan ve Krasnodar bölgesine nüfuz etmişlerdir. Bu geçit yolu, Dağıstan'daki Novotitarovski ve Utamış köylerinin yanındaki kurganlar aracılığı ile gözlenebilir.

Kafkasya Ötesi'ndeki arkeologlar bu bölgede kurgan kültürünün oluşmasını birdenbire olduğunu görüş birliğiyle kabul ediyorlar. Söz konusu kültürün de yabancı bir kültür olduğunu ifade ediyorlar. Bu anıtlar, Kafkasya Ötesi'nin birçok bölgesinde görülmektedir. Bunların en eskilerini ise Gürcistan'daki Bedeni köyünün yanındaki kurgan ve Azerbaycan'ın üç tepe kurganı vs. oluşturmaktadır.

Kurgan kültürü buradan güneye doğru ilerleyerek Anadolu'daki Urmiye gölüne kadar gelmiştir. Kafkasya Ötesinde ve Anadolu Kurgancılar ilk defa yerleşik hayat tarzı sürdüren çiftçilerle karşılaşıyorlar. Gayet doğal olarak bu iki kültürün ortak yaşayışlarından kaynaklanan etnik ve kültür karışması söz konusudur. Tabii ki, bu karışmanın sonucu olarak da, yerleşik hayat tarzı sürdüren çiftçilik ile hayvancılıkla uğraşan bir toplumun meydana gelmesi söz konusudur. Yani, iki ayrı ekonomi faaliyetinin bir yapıda kaynaştığı görülmektedir.

Bu ortak yaşayış, Mezopotamya bölgesinde bütün dünyaca bilinen Sümer [Somar, Suvar] uygarlığının doğmasında büyük bir itici güç olmuştur. Kuzey Kafkasyalılar ile Sümerler arasında yakın bir kültür ve ekonomik ilişki oluşmuştur. Sümer şehirlerindeki kurganlar ile Maykop kurganlarında bulunan Fakat ne gariptir ki, bu tür eşyalara, Sümer ülkesi ile Kuzey Kafkasya arasında kalan ülkelerde; Kafkasya Ötesi'nde ve Kuzey Kafkasya'nın diğer bölgelerinde rastlanmamaktadır. [s.25] [Bu sayfada harita var] [s.26] Maykop kültürünü oluşturan ile Sümerler arasındaki ilişkiler, çok eski çağlarda birbirlerinden kopmuş olan eski Türk kabilelerinin bir süre sonra eski yurtları olan Kuzey Kafkasya ve bitişiğindeki Avrasya bozkırlarında tekrar birleşme ile kurulan ilişkiye benzemektedir. Bu ilişkiler transit karakteri taşıdığı fikrini oluşturuyor. Belki bunun açıklanması onların örf ve adet, kültür yakınlıkları olduğunu göstermektedir.

Sümerlerin, eski Türk kavimlerinden biri olduğunu doğrulayan birçok bulgu vardır. Bundan dolayıdır ki, onların dillerinde birçok Türkçe sözler bulunmaktadır. Bunlar hakkında geçmişin ve günümüzün bilim adamları bir çok yazı yazmışlardır.

Sümer Dili ile Karaçay Malkar Dili Arasındaki Benzerlikler

Sümerlerden kalan çivi yazılı metinler birçok bilim adamı tarafından analiz edilmiştir. Bu analizler sonucunda Sümer sözcüklerinin çoğu, genel olarak Türk lehçelerinde kullanılan sözcüklerin aynısıdır. Hatta, Karaçay Malkar sözcükleri ve bazı deyimleri de aynen tekrarlanmaktadır. Örneğin; Gılgamış [Gilgameş/Bilgameş] destanında şöyle bir Karaçay Malkar deyimi kullanılıyor, "soyum eteyik" yani "hayvan keselim" veya Gudey tanrıya ithaf edilen bir yazıda M.Ö. 2400 yılına ait bir yazıtta şu Karaçay Malkar sözcüğünü okuyabiliyoruz: "zanımdagınnan" yani "yanımdakinden". Bunun gibi birçok benzerlik vardır.

Buna benzer 100 kadar sözcük vardır. Sümer dili ve Karaçay Malkar dilleri arasındaki akrabalığını ispat etmek için yukarıda verilen örnekler yeterlidir.

Elimizdeki bütün bilimsel veriler bize, Kurgancıların [eski Türklerin] yerleşmelerinin, eski Türk boylarının dağılımından sonra ortaya geldiğini gösteriyor. Eski Türk birliği ilk bakışta Kurgan-Afanesyevo etno-kültür birliğiydi. Kronolojiye göre bu dağılım Hint-Avrupa birliğinin dağılımı ile aynı zamanlarda oluyordu. Türk ve Hint-Avrupa dilleri arasındaki bazı benzerliklerin, bu süreçlerde ortaya çıkan çatışmaların sonucu olarak dil alış verişinden kaynaklandığı düşünülüyor. 5000 yıl önce Kuzey Kafkasya topraklarında geçen tarihin bu kısmını biz Karaçay-Balkar halkının oluşumunda ilk aşama olarak görebiliriz.

Контакты

...

Наши друзья

assia big

kuliev

mechiev

elbrusoid

otarov

balkteatr big

 

temukuev